“İnsanın bugünkü yeri, durumu, tümden sarsılmış görünüyor. İnsan,kararsız bir hayat sürmektedir; sanki o bir şey bekliyormuş gibi görünüyor; fakat, neyi beklediğini, hatta ne istediğini bilmiyor. O bilinmeyen bir şey bekliyor; tıpkı ‘Godot’yu bekler gibi…
Zamanımızdaki insanın bütün çabaları zamandan kazanmak gibi bir amaç üzerinde toplanıyor.Bütün teknik araçlar bu yoldadır. Fakat buna karşın, zamanımızdaki insanın başka çağlarda yaşayan insanlardan daha az zamanı var.Çünkü bugün insan takıldığı çarkla birlikte dönüp duruyor ve hiçbir dinginliğe kavuşmadan cılız varlığını, nedenini sormaya zaman bulamadığı böyle bir çalkantı içinde sürdürmeye” çabalarken kendi aklına dayanma cesaretini çoğu zaman gösteremiyor.
“Felsefi bir dünya görüşünü amaçlayan kimse, kendi aklına dayanma cesaretini göstermelidir.”
‘Hayır’ diyebilen, kendine verilenle yetinmeyip ‘dünyaya açık olan’ insan, cesaretini bilgiyle beslemelidir.Felsefe bilgisini öğrenmek zorundayız.Filozofları tanıyarak felsefe öğrenebiliriz. Filozoflar, birbirlerini ne kadar eleştirir veya inkar ederlerse etsinler yok edemezler.
“Bilim ve felsefe dört duvar arasında hapsedilmemeli, problemlerimizi ele almalıdır… Herkese düşen iş, kendi alanında buna çabalamak ve alanının hakiki adamı olmaktır.”Bu çaba için uğraş verecek sizler, kendi sorularınıza farklı yerlerden, farklı zamanlardan sorular ekleyeceksiniz.
Godot kimdir? Ne zaman gelecek, gelirse ne olacak?…